HAKSEN üye sendikaların Genel Kurul Coşkusu

Haksen Konfederasyonuna üye Eğitim Hak-Sen, Sağlık Hak-Sen, Yerel Hak-Sen, İmar Hak-Sen, Toç Hak-Sen, Enerji Hak-Sen ve Haber Hak-Sen’in 3.Olağan Genel Kurulları 28-29 Aralık 2013 tarihlerinde Ankara’da İlci Residence Hotel’de yapıldı.

Açılış, saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasının ardından genel kurulu yönetmek üzere Divan Başkanlığına Kurban Kasımoğlu, Başkanvekilliğine Sacide Kazanç , katip üyeliklere Adnan Yetik, Mehmet Sarı ve Erdal Yüksel seçildiler.

Genel Kurula;

Demokratik Sol Parti Genel Başkan Yardımcısı Uğur Gürel,

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Gürhan,

Milliyetçi Hareket Partisi Altındağ Belediye Başkan Adayı Nedim Ağaç,

Avrasya Eğitimciler Birliği Genel Başkanı Şuayip Özcan,

Kahramanmaraş eski Milletvekili Esat Bütün konuşmacı olarak katıldılar.

Genel kurula ülkemizin dört bir yanından sendika temsilcileri ve üyelerimiz yoğun ilgi gösterdiler.

Genel kurulun öğleden önceki bölümünde protokol konuşmaları yapıldı.

Öğle yemeği için verilen aranın ardından gündemin diğer maddeleri icra edildi.

Açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen Haksen Genel Başkanı Ayhan Çivi şunları söyledi;

“Sayın Divan,

Demokratik Sol Partinin ve Büyük Birlik Partisinin çok değerli Genel Başkan Yardımcıları,

Milliyetçi Hareket Partimizin Altındağ Belediyesi Başkan Adayı,

Avrasya Sendikacılar Birliği Genel Başkanı Sayın Şuayip ÖZCAN,

Değerli mücadele arkadaşlarım,

Tekirdağ’dan, Ağrıya kadar Denizli’den Elazığ’ a kadar Diyarbakır’a kadar bu mücadeleye gönül veren memurun Hak ve Emek mücadelesinin yanında dimdik duran Türkiye’nin dört bir yanından bu kutlu şölenimize bu kış şartlarında koşarak gelen sevgili dostlarım,

Hepinizi en insani duygularla ve saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz sefa getirdiniz.

2008 yılında ortaya koyduğumuz fikir etrafında sadece kamu çalışanlarının hizmetinde olacak, Devletimizin ve Milletimizin hizmetinde olacak yasal haklarını sadece çalışanların lehinde kullanacak, bir sendikal hareket için , faaliyet için hep beraber yola çıktık. Yola çıktığımızda bir avuç insandık. Çok farklı eleştiriler oldu. Dediler ki, bölmeyin parçalamayın dediler ki bu işler olmaz böyle. Dediler ki kendinize yazık etmeyin oysa bizim amacımız kendimiz için şahsımız için yakınlarımız için bir murat değildi bir şeylere ulaşmak değildi. Bizim amacımız inandığımız ilkeler etrafında doğru bildiğimiz yolda dosdoğru yürümekti değerli arkadaşlarım. Bugün görüyorum ki gerçekten mücadelemiz ne kadar doğru biz düzlemde ve doğru ilkelere dayanarak kurulmuş her geçen gün sendikamız dalga, dalga gelişiyor büyüyor.

Bunu yaparken de önce Allah’a sonrada çalışanlara inanıyoruz onların desteğiyle bu mücadelemizi sürdürüyoruz. Bundan sonra da bu şekilde sürdürmeye hep birlikte devam edeceğiz.

Değerli hazirun, şu anda Ülkemiz pek çok tartışmanın içerisinden geçiyor. Ülkemiz de bir kavga var ancak biz Kamu Çalışanları ve HAKSEN olarak bu kavganın ne tarafıyız ne taraftarıyız bu kavga bizim kavgamız değildir. Bu kavga çalışanların ekmek kavgası değildir. Bu kavga maalesef bir egemenlik kavgasıdır. Bu kavga kamu kaynaklarının kullanılma kavgasıdır.

Oysa biz gerçekten de artık yüzdelik zamlar yerine, insanca yaşayabileceğimiz ekonomik koşullar sosyal haklar talep ediyoruz. Bu süreci elbette ki biz bir vatandaş olarak dikkatle takip ediyoruz. Ama ne kimseyi zan altında bırakacak ne mahkum edecek nede kimsenin günahını vebalini alacak durumda değiliz. Zira tüm vatandaşlarımız gibi bizde yargının, hakkın, hukukun tecelli etmesini kim haklıysa kim haksızsa bunun yüce adalet önünde teslim edilmesini ve sorumlulardan hesap sorulmasını bir vatandaş olarak bekliyoruz.

YETKİLİ SENDİKALAR SENDİKACILIĞIN İTİBARINI YOK EDİYOR.

Değerli arkadaşlar, Türkiye de kamu çalışanları sendikacılığı 90’lı yılların başında büyük bir şevkle büyük bir özveriyle ve amatör bir ruhla başladı ve gerçekten memurlar çok kısıtlı imkanlarla gerek mevzuat yönünden, gerek sendikalı birikim yönünden bu mücadeleye gönül verdiler. Bunu yaparken elbette ki bir amaçları vardı daha iyi bir ekonomik şartlara sahip olmak ve insan gibi yaşamak ancak aradan bu geçen zaman zarfında yaklaşık 23 yılda maalesef kamu çalışanları sendikalı mücadeleden umdukları bekledikleri faydayı kendileri ve çocukları için maalesef görmüş değiller.

Bura da sormak lazım neden peki ? İşçiler belli ölçülerde (elbette ki daha iyi koşullarda olmaları gerekiyor) profesyonelce haklarını hukuklarını elde etmişken, siyaset yapma hakkı dahil bu haklara kavuşmuşken aynı ülkenin insanları aynı evde yaşayan abi kardeş baba oğul olmalarına rağmen memurlar açsından baktığımızda neden böyle sıkıntı var. Memurlar neden bir türlü ( üstelikte devlet yönetiminde bizzat egemen olan toplumun aydın kesimin oluşturan memur arkadaşlarımız) bu hakları elde edemiyorlar.

Yani sadece hükümetleri sorumlu tutmak acaba bu sorunun cevabı olabilir mi? Bir sendikacı olarak elbette ki değil. Burada bizler sendikacılar özeleştirimizi açık yüreklilikle yapmamız gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, benim de zamanın içinde bulunduğum sendikal hareket gerçekten de son derece umut dolu mücadeleye gönül veren insanlarla beraber kamu çalışanlarının hak ve hukukunu koruyacak bir zemine doğru giderken maalesef memur sendikal hareketi büyük bir darbe almıştır. Ve hala bana göre o darbenin nasıl ülkemizde askeri cuntaların demokrasi üzerindeki müdahalelerin izleri hala silinemiyorsa hala Türkiye’de bir demokrasi mücadelesi hala Milletin egemenliği tartışılıyorsa sendikal mücadelede maalesef bu darbenin izleri çok derinlere kadar inmiştir.
Ama bu durum maalesef bu hem sendikal camiada hem siyasal camiada hem de memur camiasında sorgulanmamıştır . Üstü kapatılmıştır. İşte bugün kamu çalışanlarının maalesef içinde bulunduğu durum bu darbelerinde büyük ölçüde etkisindedir değerli arkadaşlar. Maalesef Türkiye’de hakka, hukuka, adalete ve sendikal mevzuata dayanan bir mücadele değil, siyasal ve ideolojik referansların önde çıktığı ve her iktidarın kendisine göre bir sendikal yapı oluşturduğu bağımlı bağlantılı bir sendika hareket içerisindedir. Maalesef yetki bu sendikal anlayışların elindedir. Dolayısıyla da bizim yıllardır bas bas bağırdığımız toplu sözleşme hakkı istediğimiz bunun için büyük mücadeleler verdiğimiz toplu sözleşme hakkı bile iki yıldır, iki dönemdir toplu görüşmeden çok daha gerisinde toplu görüşmeyi aratacak bir acz içinde sonuçlanmıştır.

TOPLU SÖZLEŞME SONUCU SIFIR KAZANIM.

Değerli hazirun geçen yıl yetkili Konfederasyonlarımız, üç Konfederasyonumuz ilk defa memurların tarihinde toplu sözleşme masasına oturmuştur ve bu masada öncesinde birbirinden farklı taleplerle birbiriyle çelişkili birbirinin alternatifi olabilecek taleplerle hükümetin karşısına çıktılar. Daha öncede yaşamıştık ama bu toplu sözleşmede belki dedik gerçekten de bir ilktir bizi de mahcup edecek mutlu edecek bir girişim olur sonuç alınır bizde arkadaşlarımız ayakta alkışlarız. Ancak geçen yıl yapılan toplu sözleşmeler de 4+4, 3+3 yani toplu sözleşme yapılmasa daha iyiydi ve bu sene yapılan toplu sözleşmelerde alınan sonuçları bile memurun lehine mi, aleyhine mi, hayrına mı bunu bile tartışır bir sonuç ile masadan kalktılar. 1 Ocak itibari ile tüm kamu çalışanları 123 TL seyyanen zam alacak ve bir yıl boyunca bu zam geçerli olacak. Maaş katsayısına bağlı diğer sosyal haklarda hiçbir değişiklik olmayacak, olamayacak çünkü çarpan değişmiyor. Önümüzde ki yılda 4+4’lük bir maaş artışıyla geçireceğiz değerli arkadaşlar. Soruyorum bırakın bir memuru bir vatandaş olarak böylesine bir tablo karşısında sendikal mücadeleye memur sendikacılığına ne kadar itibar edersiniz ve ne kadar inanırsınız. Kendi arasında bir araya gelemeyen, masanın altından birbirini tekmeleyen masadan kalktıktan sonra ekranlar karşısında birbirine hakaret eden ve sendikal mücadeleyi adeta kişilerin mücadelesi gibi babalarının çiftliğinin mücadelesi gibi gösteren kullanan bizi de mahcup eden sendikal bir anlayış var değerli arkadaşlar. Biz kamu çalışanlarının verdiği yetkiye saygılıyız onlar bizim başımızın tacıdır. Ama bu şekilde yetkinin çarçur edilmesine bu şekilde yetkinin ehliyetsiz ellerde kamu çalışanlarının ikbali istikbali çocuklarının geleceğini ipotek altına alınmasına kesinlikle karşıyız.

Değerli arkadaşlar, 2014 yılında 123 TL seyyanen zamma karşılık Memur-Sen çok hayırlı bir iş olduğunu memurun lehine olduğunu söyledi. Diğer sendikalar dediler ki, hayır bu memurun aleyhine dir. Biz de oturduk elimizdeki gerçek rakamlar üzerinden hesap yaptık değerli arkadaşlar. Karşımıza çıkan tablo ne kar ne zarar yani bir bardak suda fırtına kopartılıyor. Bunu kümülatif olarak yani 2014 yılında da 2015 yılında da memurun cebine girecek para ha 3+3 verilmiş üzerine 4+4 eklenmiş ha da 123 TL artı 4+4 olmuş. Burada sadece sanki düşük seviye maaş alan memur arkadaşlarımızın maaşlarına çok daha iyi iyileştirme yapılmış gibi bir sunum yapıldı. Bu kesinlikle doğru değildir. Toplama vurduğunuz zaman iki yıllık kümülatif eline geçecek zam miktarının hiçbir farkı yoktur. O yüzden de boşuna kayıkçı kavgası yapmasınlar bu tartışmadan bir şey çıkmaz çünkü sonuç sıfırdır.

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA ŞİDDETİ KINIYORUM.

Değerli arkadaşlar, elbette ki kamu çalışanları zadece toplu sözleşme dönemlerinde değil günlük yaşantılarında da her sektörde çalışan arkadaşlarımızın çok ciddi sorunları var. Bugün sağlık çalışanlarının yönelik şiddet gerçekten de almış başını gidiyor. Bir çalışan görevini yaptı diye darp ediliyor, dayak yiyor bazen de canına kastediliyor. Peki bunlar neden oluyor ? Yani çalışanlar vatandaşlara karşı başka bir kimliğe mi büründüler veya sağlık çalışanları bir eğitimden geçirilip yeni bir hizmet yöntemi mi belirlendi. Değil arkadaşlar, uygulanan hatalı sağlık politikaları sonucu adeta vatandaşı müşteri çalışanları da hizmetkâr gören, adeta vatandaşın her isteğinin karşılanabileceği, vatandaşın sınırsız ve sonsuz bir şekilde hizmet alma hakkının olduğu algısı maalesef oluşturulmuştur. Vatandaşların sağlık hizmetlerdeki aksamalardan kaynaklanan öfkesi ve şiddeti de sağlık çalışanlarına yönelmektedir. Ben buradan bir kez daha söylüyorum şiddeti yapan kimse Allah onun belasını versin. Sağlık çalışanları arkadaşlarımızın bu tür saldırıları ve şiddeti mutlak suretle sendikalarla paylaşmalarını özellikle rica ediyorum. En son Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde bir radyoloji uzmanına saldırı yapılmıştır. Onu da bir kez daha lanetliyorum.

EĞİTİM ÇALIŞANLARI HAK ETTİĞİ ÜCRETİ ALAMIYOR.

Bugün ülkemizin çalışanlarının nerdeyse % 40’nı teşkil eden eğitim çalışanları ve öğretmen arkadaşlarımızın, üniversitelerdeki personelin çok ciddi sorunları vardır. Bugün öğretmenlerimiz OECD ortalamalarının altında ücretlerle ve yüksek çalışma saatleri ile Türkiye’deki eğitim öğretim hizmetlerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Sanki öğretmenlerimiz diğer kamu görevlileri gibi yaz tatilinde çalışmak zorundaymış gibi sanki yeni bir eğitim uygulaması getirilmiş gibi arkadaşlarımızın ücretlerine ve sosyal haklarına yönelik bazı eleştiriler oluyor.

Değerli arkadaşlar, öğretim eğitim tek yanlı değildir. Öğretim bir taraftan öğreten vardır bi taraftan da bu öğretimi alan vardır. Ne yapalım yani öğretmen arkadaşlarımız yazın da çalışsın diye çocuklarımızı yazında okullara mı tıkalım. Onlara verdiğimiz ücretleri bu şekilde mi dengeliyelim bu arkadaşlarımızın yeni öğretim yılına hazırlanma gibi kendilerini yenileme gibi dinlenme gibi bir hakları yok mu ? Dolayısıyla da bu konuda mutlak suretle de çağdaş Avrupa Ülkelerinde olduğu gibi eğitim çalışanlarının öğretmenlerimizin mali ve sosyal haklarda mutlak suretle yeniden düzeltmeler yapılmalıdır. Bugün Almanya da Almanya’nın en büyük sendikası Almanya sendikalar birliğidir 7 milyon üyesi vardır. Burada değerli arkadaşlar bu sendikanın üyesi öğretmen arkadaşlarımız maden işçileri ile beraber aynı düzeyde maaş almaktadır. Yani maden işçiliği ağır tehlikeli iştir. Öğretmenlik te bi bu kadar kıymetli ve değerli bir hizmettir.



ÜNİVERSİTELER ZULÜM YUVASI HALİNE GELDİ.

Bunun yanında eğitimde çalışan idari personelimiz ve üniversitede çalışan idari personelimiz var. Üniversiteler bir bilim yuvası olmasına rağmen maalesef rektörlerin ve onun yanında çalışan birkaç kişinin zulüm yuvası haline gelmiştir.

Rektörlerimiz sanki babalarının çiftliği ve kendi vakıf üniversiteleri gibi adeta idari personel üzerinde ciddi bir keyfiyet ve hukuk dışı uygulamalar yapmaktadırlar. Bu arkadaşlarımızın önleri kapatılmaktadır. Bu arkadaşlarımız kendisini yönetecek Rektör seçiminde dahi adam yerine bile konmamaktadır. Bir üniversite düşünün Rektörünü seçiyor, sadece akademisyenler oy kullanıyor. Peki orada çalışan diğer çalışan öğretim üyeleri nerde onlar üniversite elemanı değil mi? Biz bu konuda Ankara Üniversitesinde Rektörlük seçimine paralel sandık koyduk değerli arkadaşlar “Rektörünü sen seç “ dedik ve 3. 700 kişiye oy kullandırdık. Emin olun şuan ki Rektör atamasından daha farklı bir sonuç çıktı demek ki şuan ki Rektörlük seçimleri vatandaşın üniversite çalışanın Üniversitede ki bütün paydaşlarının yansıtmıyor. Resmen demokrasi dışı antidemokratik bir uygulama.

ARAMA KURTARMA PERSONELİNİN HAKLARI VERİLMİYOR.

Değerli hazirun, elbetteki başka iş kollarındaki arkadaşlarımızın da sorunları da var. Bugün Acil Afet çalışanları var. Ancak biz bu arkadaşlarımızı Türkiye’de bir doğal afet olduğunda Allah korusun bir doğal afet olduğunda turuncu renkli elbiseli bu arkadaşlarımız enkazların altına giren o canları kurtaran o hepimizin Allah göstermesin sağ kolu olan bu arkadaşlarımız maalesef son derece kötü şartlarda son derece mevzuatı belli olmayan nereye gidecekleri ne yapacakları belli olmayan Acil Afet te görev yapılıyorlar. Bir taraftan merkezi idare kuruldu bir taraftan bu arkadaşlarımızı valilik emrinde çalışıyorlar. Ve gidebilecekleri hiçbir yer yok. Bu arkadaşlarımıza yerel yönetimlerde ödenen sosyal denge tazminatı yemek ücreti bile ödenmiyor arkadaşlar. Görevde yükselme bir fırsatları yok. Bir taraftan ağır işçilik yaparken bir taraftan memur muamelesi görüyorlar. Biz de bu konuda Parlemantoda bu arkadaşlarımıza özel meslek yasası çıkması için gerekli mücadeleyi başlatacağız.

FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETLERİ DERHAL ÖDENMELİDİR.

Çalışanlar sadece yasal haklar istemiyorlar. Elimizden alınan hakları istiyorlar. 6666 Sayılı KHK ile fazla çalışma ücretleri kaldırıldı. Peki bu konumlarda ihtiyaç halinde fazla çalışmıyor mu? Bugün adliyelerde, vergi dairelerinde, tapu da ormanda çalışan arkadaşlarımız fazla mesai yapmıyorlar mı? Yetkisiz alınan bir KHK ile bu mesailer kaldırıldı Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. Dedi ki sizin yekiniz bunu kaldırmaya yeterli değildir. Bu yüzden bu düzenlemeyi iptal ediyorum. 1 yıl oldu Anayasa Mahkemesi kararları yayınlayalı hala bu konuda atılmış bir adım ve bir düzenleme yok.

Değerli arkadaşlar, kesinlikle bu konuda bir an önce harekete geçilmeli ve bu arkadaşlarımızın fazla çalışma ücretlerini ödenmelidir. Sizlerin de fazla zamanını almadan diğer hatip arkadaşlarımıza da misafirlerimize de zaman tanımak açısından bir iki konuyu da gündeme getirip izninizi isteyeceğim.

EK ÖDEMELER EMEKLİLİĞE YANSITILMALIDIR.

Değerli arkadaşlar, bugün kamu da en önemli sorun bakın yani bana sorsalar bir nedir diye, bir çalışanlar çalışmaya mahkum edilmiştir. Daha öce mezarda emeklilik diye biz protesto ediyorduk şimdi maaşlarımızın %50 si ek ödeme ve o ek ödemeler emekli olduğumuzda maaşlarımıza yansımıyor, yansımadığı içinde bir çalışan ortalama %50 lik gelir kaybediyor. 2000 TL maaş alan kamu çalışanı ortalama emekli olduğunda 1000 TL düşüyor. Devlet bir özel sektörde çalışan bir işçinin bu şekilde yapılan ödemeleri gasp etse Devlet hemen müfettiş gönderir o işlerle ilgili inceleme yaptırır. Sen niye bunu eksik bildirdin, iş mahkemesine gidersiniz çatır çatır parasal tüm ödemeleriniz parasal türde tüm ödemelerinizi tazminatınızı ve emekli aylığınızı dahil ettirirsiniz. Ama Devlet resmen memurlara kayıt dışı ödeme yapıyor. Bundan ne vergi kesiyor ne sigorta pirimi kesiyor ama emekli olduğunda da diyor ki kusura bakma ben bu kesintileri senden yapmıyorum matrahına dahil değil o yüzden de ben sana 2000 TL değil 1000 TL ödüyorum. Şu anda Emniyet mensuplarında kayıp%60 tır. Sağlık, eğitim, maliyeci ve adliye çalışanlarında %55 ler civarındadır. Şu ekonomik şartlarda hangi kamu görevlisi arkadaşımız %50 lik gelir kaybını göze alarak emekli olmayı düşünebilir. Ancak ya aileniz çok zengin olacak yada gerçekten de daha önceden bir birikiminiz olacak ve yahutta ikinci bir iş bulacaksınız. Bugün kamu görevlileri kapı kapı dolaşıp iş arıyorlar bu uygulamayı bu muameleyi nasıl reva görürsünüz kamu çalışanlarına onlar yıllarca Devletine ve Milletinize yıllarca şerefle hizmet etmiş insanlardır. Nasıl siz bir polis memurunu bir güvenlik firmasının kapısına gönderebilirsiniz. O görevini tamamlamış atık ondan sonra eşi ile çocuğu ile insanca yaşamak zorunda.

4/C PERSONELE KADRO OLMAZSA OLMAZIMIZDIR.

Değerli arkadaşlar son olarak gerçekten çalışma hayatının en büyük ayıbı bizim de bu konu da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar giden şuanda incelemekte olan bir başvurumuz var 657 nin 4/C statüsü bunu hiçbir mevzuata sığdırmak mümkün değildir. Halen de özelleştirilen kamu işletmerinden devlet personel aracılığı ile işçiler 4/C yapılıyor. Bu arkadaşlarımızın maaşları %30 luk bir iyileştirme yapıldı ama değerli arkadaşlar bu arkadaşlarımızın ve bizim derdimiz para değil biz paranın peşin de değiliz. Biz insan gibi yasal dayanaklara göre hizmet eden ve yasal dayanaklara göre emekli olan yasal statü ve güvence istiyoruz.Biz 4/C personele kadro verilmesini istiyoruz. 4/C li personel diğer kamu görevlisi ile beraber aynı odada yan yana çalışmaktadır. Bu Danıştay tarafından da bizim yaptığımız başvuru tarafından da tescil edilmiştir. Ancak maalesef Anayasa Mahkemesi iptaline ilişkin başvurumuzu ret etti şuanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde incelenmektedir. Ben bir kez daha sendikal mücadelemiz acısından, devletimiz ve milletimiz açısından sendikalarımızın bu olağan genel kurullarının hayırlara vesile olmasını diliyor ve saygılar sunuyorum.”
Eklenme : 04 Ocak 2014
Bugün Tekil Okunma : 0
Toplam Tekil Okunma : 91

Bu habere ekli dosya bulunmamaktadır

Facebook'ta Paylaş
Adres : GMK Bulvarı 40/2 Kat 2 Maltepe / ANKARA - Telefon : (0312)2290325 - Faks : (0312)2290326